Can TATAR Can TATAR | GoogLe SiteMap | Valid XHTML 1.1 and CSS 3
  • Benim Mahallem

    Yıl : 1980′ler
    Yer : Anadolu’da bir yer

    Anadolu’nun orta yerinde , bin yıllık bir şehrin küçük bir mahallesiydi , benim büyüdüğüm mahalle…
    Soğuğun misyon değiştirerek ; üşütmekten öte kör bir bıçak misali insan tenine kesikler attığı , kesiklerden kan yerine umut fışkıran ve hayat şartlarının boz ve kızıl bir renge dönüştürdüğü , sürekli bir yere yetişmenin hatta hayata yetmeye , yetişmeye çalışmanın telaşının yansıdığı esmer cemallerin olduğu bir mahalle.
    Ağaç sevgisinin devlet pratiğine dönüşmemesi dolayısıyla yeşil den çok kahverengi’nin gereksiz tonlarının hakim olduğu görüntüsüyle davet çıkartamasada bulutlara , yağmuru eksik olmayan , ” ıslak ”  bir mahalleydi.


    Içerisinde yer yataklarının yapıldığı , sobasında kestanelerin kızartıldığı , damında yufkadan ekmeklerin pişirildiği , evin babasının gelmesiyle birlikte kocaman bir sini tepsinin üzerinde yenen ama altın işlemesi olmayan çatal ve kaşıkların çıkardığı ve dünyanın gördüğü en bereketli seslere şahit olan ,  ” ayrı odası olmadığı için ağlayan çocuklar ”yerine tüm kardeşlerin  aynı odada uyamaktan mutlu olabildiği , bahçesinde ; vişne , kiraz , elma ağaçlarının yükseldiği , gölgesinde oturalacak bir çınarın yaşatıldığı , kapısı çelik olmayan ancak buna rağmen hırsızlığın boy göstermediği iki katlı biraz küçük ama küçüldükçe büyüyen evlerden oluşan bir mahalleydi.
    Çocukların ; eve kapanması ya da kapatılması için gerekli olan hiç bir nedenin yaşayamadığı  ve giriş parasına ihtiyaç duyulmayan parkları ve sokakları olan bir mahalleydi.Çocukların  özgürce koşabildikleri , bağırabildikleri , düşebildikleri ,  kimisinin misket kimisinin top kimisinin ise saklambaç oynadığı  hatta köşedeki bakkal Hasan amca’dan alınan tebeşir ile çizilen kutucuklara fırlatılan taşlarla oynanan sek-sek’leriyle , kalabalık ve neşeli çocuk sesleriyle dolu bir mahalleydi. Okullu olanların son dersin ziliyle birlikte koşarak geldikleri , okullu olmaya henüz hak kazanamayan ufaklıklarında , kahvaltıları sonrasında akın ettikleri top sahalarıyla dolu bir mahalleydi.
    Rüzgar’ın costuğu zamanlarda mahallenin en yüksek tepelerine akın ederlerdi o neşeli  çocuklar ve ağbi ya da babalarının elleriyle yaptıkları ancak popüler kültürün sahte ve soyut sanat eserlerine (!) benzemeyecek kadar doğal uçurtmalarını , kırlangıçları kıskandıracak kadar yaklaştırırlardı , güneş’e…

    devamı gelecek…

    Saygılarımla
    Can TATAR – 29 Eylül 2009 -  03:07

    Not : Site adı verilerek alıntı yapılabılır.

    Salı, Eylül 29th, 2009 at 03:07
  • Sena AY
    Salı, Aralık 15th, 2009 at 18:53 | #1

    Yıllardır düşündüğüm ,özlediğim herşey gizli satırlarınızda. Küçüktük o mahallede yaşadığımızda,o mahallenin varlığı bizi yaşattığında.Başka mahallelerdeyiz şimdi. Büydük ve bizi büyüten o mahallenin hasretini çekiyoruz. Herşeyin saf ve temiz olduğu o yerin hasreti.
    Baba ,Dede veya Anne dediğimiz kişilerin bıraktığı asla yeri dolmayacak o büyük boşluktur özlemlerimizin merkezi.
    Şimdi kapatsam gözlerimi açtığımda mahallemde olsam,yine sek- sek oynasam ,kardeş dediğim arkadaşlarımı en çokta Dedemi görsem.Söz bu büyü bozulmasın die çıt çıkarmam…
    Bu rüyayı birkez göreyim yeter….

  • TaKo
    Cumartesi, Temmuz 3rd, 2010 at 15:16 | #2

    uçurtma evet bildiğimiz uçurtma.. Bir de bilmediğimiz uçurtma var onu da şimdiki çocuklara sorduğumuzda anlıyoruz… Uçurtma nedir? Çocuk cevap verir: uçurtma beni hayallerimi, umutlarımı, sevinç kaynağımı ve daha nice güzelliklerimi göklere yükseltmeye çalıştığım ideallerim der.” ama uçurtma yok ortalarda..

You must be logged in to post a comment.
TOP
| Web Stats | can | tatar | | cantatar |