<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Avukat Can TATAR &#187; Makaleler</title>
	<atom:link href="http://www.cantatar.net/kategori/makaleler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.cantatar.net</link>
	<description>GeLenekten GeLeceğe...</description>
	<lastBuildDate>Fri, 28 Oct 2011 19:16:41 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>istifa ve işe iade davası</title>
		<link>http://www.cantatar.net/istifa-ve-ise-iade-davasi/</link>
		<comments>http://www.cantatar.net/istifa-ve-ise-iade-davasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 16 Oct 2010 14:37:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[iade]]></category>
		<category><![CDATA[iş]]></category>
		<category><![CDATA[işe iade]]></category>
		<category><![CDATA[istifa]]></category>
		<category><![CDATA[istifa eden işçi]]></category>
		<category><![CDATA[istifa eden işçinin işe iade davası hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[istifa ve işe iade]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cantatar.net/?p=691</guid>
		<description><![CDATA[1980-1995 yılları arasında çekilen Türk filmlerinin senaryolarının birçoğunun gerçek hayattan esinlenerek yazıldığı bilinen bir gerçektir. Bu filmlerin neredeyse tamamında bir iş adamı, onuruyla çalışan dürüst işçisini hukuksuz isteklerine uymadığı gerekçesiyle “pılını pırtını topla, kovdum seni” ifadeleriyle tabiri caize kapı önüne koymakta bunu onuruna yediremeyen işçi ise “sen beni kovamazsın, ben istifa ediyorum” diyerek iş yerinden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1980-1995 yılları arasında çekilen Türk filmlerinin senaryolarının birçoğunun gerçek hayattan esinlenerek yazıldığı bilinen bir gerçektir. Bu filmlerin neredeyse tamamında bir iş adamı, onuruyla çalışan dürüst işçisini hukuksuz isteklerine uymadığı gerekçesiyle “pılını pırtını topla, kovdum seni” ifadeleriyle tabiri caize kapı önüne koymakta bunu onuruna yediremeyen işçi ise “sen beni kovamazsın, ben istifa ediyorum” diyerek iş yerinden ayrılmaktadır. O dönemlerde de şimdilerde de İş Hukuku mevzuatını temel alan bir gerekçe olmaktan uzak olan bu ifadeler günümüzde de yer bulmaktadır. Ruhani ve fiziki çabalarını mesai saatleri hafta içi hafta sonu diye ayırt etmeden harcayan işçilerin, işveren tarafından çeşitli nedenler ve bahane gösterilerek ( ki bu nedenlerin neredeyse tamamı İş kanunu temel almaz ) işçilerin sözleşmeleri haklı ve geçerli nedenlere dayanmadan feshedilmektedir. Bu fesihler sonrasında işçilerin İş Hukuku mevzuatı kapsamında hak ettiği yasal hakları dahi ödenmemektedir. Bu durumda, ekseriyetle çalışanın; emeğini, alın terini ve çabasını koruyan İş Hukuku işveren tarafından hiçe sayılmakta ve bunun en doğal sonucu olarak, en dar anlamıyla hukuk devleti ilkesi zedelenmektedir. Onurunu koruduğunu düşünerek “sen beni kovamazsın, ben istifa ediyorum” diyen işçinin mevcut tavrı işveren tarafından hukuki süreçlerde kullanılmakta ve “ben kovmadım kendisi ayrıldı” gibi beyanlarla savunma aracı haline getirilmektedir. Günümüzde ise, 1980’li yıllardaki Türk filmlerinde yer alan işveren keyfi tavırlarıyla işçisinin sözleşmesini feshetmesi sonucunda işçiyi korumak ve geçersiz yahut haksız fesih sonucunda başvurulacak hukuki yolun adı; İşe İade davasıdır.</p>
<p><span id="more-691"></span></p>
<p>İşe İade davası İş Kanunun 17-21.maddeleri arasında düzenlenmiş olup; işverence geçerli bir sebep gösterilmediği yahut gösterilen sebebin yargı yerlerince geçerli olmadığı belirlenirse işveren işçiyi kanunda belirlenen müddet içerisinde işe tekrar başlatmak zorundadır aksi durumda işveren işçiye; işçinin en son aldığı maaş üzerinden en az dört en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlüdür. Burada önemli olan husus feshin İş Kanununda belirlenen geçerli bir sebebe dayanmamasıdır. Peki eski Türk Filmlerinde onurunu korumak için istifaya zorlanan ve nihayetinde istifa eden işçinin haklarının ne olacağı önemli bir husustur. Zira istifa eden işçi yasal haklarından da feragat etmiş olacaktır. İşte hassas nokta burasıdır. Bu hassas noktanın varlığından haberdar olan işveren, işçiye işveren olmasından kaynaklı olarak elinde bulundurduğu ekonomik ve sosyal baskı ile işçiyi manevi cebir ile istifa etmeye zorlarsa yahut işçi filmlerde olduğu gibi istifasını, istifa iradesine dayandırmadan gerçekleştirirse işçinin İş Kanununa dayanan yasal haklarının ne olacağı konusu çok önemlidir. Bir örnek ile konuyu açıklamamız gerekirse; “İstifa et artık seni istemiyoruz eğer istifa etmezsen de kıdem ve ihbar tazminatlarını ödemeyiz” şeklindeki manevi ve ekonomik baskı ile işçiye istifa beyanı imzalatan ve ardından işçiye kıdem ve ihbar tazminatı mahiyetinde bir miktar para ödeyen işveren İş mevzuatı uyarınca kanunen haklı görünmekte ancak hukuken açıkça haksızdır. Neden? Çünkü istifa ile yasal haklarından vazgeçen işçiye ödemesi zorunlu olmadığı halde işveren tarafından kıdem ve ihbar tazminatı mahiyetinde bir miktar paranın ödenmesi demek işçinin istifa iradesinin oluşmadığı demektir. Ya da bir diğer örnekte ise “Yasal haklarımı saklı kalmak kaydıyla istifa ediyorum” şeklinde bir beyan imzalattırılan işçinin de istifa iradesi oluşmamış demektir zira ihtirazi kayıt konularak istifa edilmesi hayatın olağan akışına aykırıdır.İşte bu gibi durumlar karşısında işverenin hile yaparak ve kanuna uygun ancak hukuka aykırı bu davranışlarına Yargıtay ilgili dairesinin yerleşik içtihatlarında çok net bir şekilde “işçinin istifa iradesi oluşmamıştır” denmektedir. Örneğin Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin 2006/32582 E. 2007/4331 K. 19.02.2007 tarihli kararının özet bölümünde “Yasal hakların ödenmesi koşuluyla işten ayrılma işten ayrılma isteğini içeren bildirim, iş sözleşmesinin tek taraflı olarak istifa suretiyle sona erdirme iradesini taşıyan bir beyan olarak kabul edilemez.” İfadesi yer almıştır.Görülüyor ki Yargıtay ilgili dairesi görüşümüzü desteklemektedir.</p>
<p>Sonuç olarak; işçinin; işten ayrılma yahut istifa ettiğini içeren bir bildirim yapmasına rağmen işçiye ihbar tazminatının yahut genel olarak yasal haklarının ödenmesi ile birlikte işçinin istifasının yahut işten ayrılma bildiriminin işçinin iradesini içermediği açıktır. Bu durumda işçinin yasal süresi içerisinde dava ikame etmesi durumunda mahkemelerin işe iade talebini kabul edeceği kanaatindeyiz.Bu kanaatimizle birlikte kanuna karşı hile yapan, hukuksuzluğunu kanuna uygun hale getirmeye çalışan işverenler için önemli bir yenilgi olacak ve Türk Filmlerinin bahsedilen bölümleriyle ilgili olarak senaryolar değiştirilmek zorunda kalınacaktır.Saygılarımla.15.10.2010</p>
<p style="text-align: center;">Av. Can TATAR</p>
<p style="text-align: left;">(Site adı, Ünvan ve İsim-Soyisim belirtilerek alıntı yapılabilir.Aksi durumda uyarımızı uymayanlar için, Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa muhalefet etmekten yasal haklarımızı kullanacağımızı hatırlatırız)</p>
<p style="text-align: left;"> </p>
<p style="text-align: left;">Mevcut yazı site içerisindeki yazılar arasında arandığında aşağıdaki kelimelerden aranabilmektedir ; yasal haklarını alan , kıdem ihbar tazminatlarını alan , istifa , ıstıfa , istifa eden , ıstıfa eden , işçi ,  isci ,  ıscı ,  iş , ıs , işe , ıse , iade , ıade , dava , davası , sorunu, sorunsalı, problemi, hak , hakkı , yasal haklarını alan istifa eden işten ayrıldığını ayrılacağını bildiren işçinin işe iade dava davası şartları hakkı sonucu ne nedir nasıl nasıldır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cantatar.net/istifa-ve-ise-iade-davasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>yoksulluğun ortadan kalktığı iddiası ve nafakanın kaldırılması davası</title>
		<link>http://www.cantatar.net/yoksullugun-ortadan-kalktigi-iddiasi-ve-nafakanin-kaldirilmasi-davasi/</link>
		<comments>http://www.cantatar.net/yoksullugun-ortadan-kalktigi-iddiasi-ve-nafakanin-kaldirilmasi-davasi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Oct 2010 18:31:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[nafaka]]></category>
		<category><![CDATA[nafakanın]]></category>
		<category><![CDATA[nafakanın arttırılması]]></category>
		<category><![CDATA[nafakanın kaldırılması]]></category>
		<category><![CDATA[nafakanın kaldırılması davası]]></category>
		<category><![CDATA[nafakanın kaldırılması davası sonucu]]></category>
		<category><![CDATA[nafakanın kaldırılmasının şartları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cantatar.net/?p=679</guid>
		<description><![CDATA[Aile kurumunun parçalanması ve nafaka kaldırma taleplerini içeren davaları, ekonomik depremler sonrasında yaşanan sosyal çöküntüler ışığında incelemek lazım gelir. Zira sosyal yaşamın ayakta durmasını sağlayan katmanlardan birisi olan ekonomik hayatı görmezden gelmek gerçekleri görmezden gelmek olur ki bunun doğal sonucunun da gerçek dışı bir olgudan doğan soyut ve gereksiz taleplerin varlığıdır. Ülkenin ekonomik sisteminin dünya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aile kurumunun parçalanması ve nafaka kaldırma taleplerini içeren davaları, ekonomik depremler sonrasında yaşanan sosyal çöküntüler ışığında incelemek lazım gelir. Zira sosyal yaşamın ayakta durmasını sağlayan katmanlardan birisi olan ekonomik hayatı görmezden gelmek gerçekleri görmezden gelmek olur ki bunun doğal sonucunun da gerçek dışı bir olgudan doğan soyut ve gereksiz taleplerin varlığıdır. Ülkenin ekonomik sisteminin dünya da yaşanan ekonomik sarsıntının da etkisiyle deprem geçiriyor olmasının kaçınılmaz sonucunun, sosyal hayat içerisinde elbette karşılıkları oluyor. Türkiye&#8217;nin herhangi bir adliyesinde beş dakikadan fazla zaman geçirmek zorunda kalan her gözün şahit her yüreğinde sızı sahibi olacağı karşılıklardan bir tanesi de; Aile Mahkemeleri&#8217;nin ve İcra dairelerinin bulunduğu katlarda yaşanan nicelik yoğunluğudur. Bu nicelik yoğunluğunu oluşturanların önemli bir bölümünün talebinin hukuki karşılığının adı &#8220;Nafakanın Kaldırılması&#8217;dır.&#8221;</p>
<p><span id="more-679"></span></p>
<p>Ekseriyet itibariyle evlilik kurumu ömür denilen hayat kesiti içerisinde iki insanın dayanışma ve yardımlaşma birliğine verilen addır. Bu dayanışma ve yardımlaşma birlikteliği hukuken evlilik akdiyle başlar ancak evlilik akdinin son bulmasıyla bitmez ve kısmen devam eder. Kısmen devam etmesindeki nedenin alt yapısında sosyal ve ahlaki düşünceler mevcuttur. Bu durumda evlilik birliğinin noktalanmasında kusuru olan tarafın kusurlu olmayan yahut daha az kusurlu olan tarafa sosyal ve ahlaki düşüncelere dayanan bir temelle ödediği nafakanın adı yoksulluk nafakası olup bu nafaka evlilik birliğinin noktalanmasından sonra da evlilik birliğinin içerisinde yer alan dayanışma anlayışının devam ettiğini ya da mahkemelerce devam ettirildiğini gösterir. Mevzuat gereğince yoksulluk nafakasının kaldırılması için nafaka alacaklısının; evlenmesi, evliymiş gibi yaşaması, haysiyetsiz bir yaşam sürmesi ve yoksulluğun ortadan kalkması nedenleriyle nafaka yükümlüsünün talebiyle mahkemece kaldırılır. Bu nedenler arasında en çok başvurulan neden ise yoksulluğun ortadan kalkması sebebiyle açılan nafakanın kaldırılması talepli davalardır. Bu taleplerin temelinde ise yine ekseriyetle nafaka alacaklısının çalışıyor olması durumu mevcuttur. Bu durumda, yoksulluk nedir ve nasıl ortadan kalkar sorularına verilecek olan cevaplar çok önemlidir. Yargıtay; “yoksulluk; yeme, sığınma, barınma, sağlık, ulaşım, kültür, eğitim gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların yoksul olduğunu kabul etmek gerekir” diyor. Tarafımızca da Yargıtay’ın yoksulluğu tanımlarken çizdiği sınırlar isabetlidir. Ardından çalışıyor olmanın yoksulluğu ortadan kaldırıp kaldırmadığı konusunda Yargıtay; “asgari ücretle çalışıyor olmak asgari düzeyde, insan onuruna yakışan bir hayat yaşamaya yeterli değildir, dolayısıyla asgari ücretle çalışıyor olmak yoksulluğun ortadan kalktığı anlamına gelmez” diyor.<br />
Kanımızca; günümüz ekonomik şartlarında yaşamın idame ettirilmesinde, temel ihtiyaçların karşılanmasında hakkaniyet ölçüsüne uygun olarak bağlanan nafaka miktarıyla birlikte, çalışılarak kazanılan asgari ücret miktarı toplamı yeterli değildir. Dolayısıyla nafaka yükümlüsü tarafından açılan; nafaka alacaklısının asgari ücret ile çalışması sebebiyle yoksulluk halinin ortadan kalktığı iddia edilerek yoksulluk nafakasının kaldırılması talebini içeren davaların reddedilmesi gerektiği kanaatindeyiz. Ve ayrıca asgari ücretle çalışmak yoksulluğu ortadan kaldırmadığı için yoksulluk nafakasının kaldırılmasına neden olmadığı gibi bağlanmasına da aykırı değildir. Konuyla ilgili kanaatimiz 07.10.1998 gün 1998/2-656 Esas 1998/688 Karar, 26.12.2001 gün 2001/2-1158-1185 sayılı ve 01.05.2002 gün 2002/2-397-339 sayılı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararıyla da uyuşmaktadır.(14.10.2010)</p>
<p>                                                                                                                    Avukat Can TATAR</p>
<p>(Site adı unvan ve isim verilerek makaleden alıntı yapılabilir.)<br />
( İlgili Makale adıma eski tarihli olarak olarak bir dergi de yayınlanmıştır.)</p>
<p>İlgili makale site içerisinde bu kelimeler ile yer almaktadır; yoksulluk, yoksulluğun, yoksullugun, orta, ortadan, kalkması, yoksulluğun ortadan kalkması, nedeni, nedeniyle, şartları, sartları, şartı, ile, ıle, nafaka, nafakanın, nafaka nın, kalkması, kaldırılması, talebi, talepli, dava, davası, yoksulluğun ortadan kalktığı kalkması iddiası ıddası, iddası ile açılan nafaka nafakanın kaldırılması arttırılması dava davası sonuç sonucu çözüm çözümü cozumu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cantatar.net/yoksullugun-ortadan-kalktigi-iddiasi-ve-nafakanin-kaldirilmasi-davasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Benim Mahallem</title>
		<link>http://www.cantatar.net/benim-mahallem/</link>
		<comments>http://www.cantatar.net/benim-mahallem/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Sep 2009 00:07:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[benim mahallem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cantatar.net/?p=601</guid>
		<description><![CDATA[Yıl : 1980&#8242;ler
Yer : Anadolu&#8217;da bir yer
Anadolu&#8217;nun orta yerinde , bin yıllık bir şehrin küçük bir mahallesiydi , benim büyüdüğüm mahalle&#8230;
Soğuğun misyon değiştirerek ; üşütmekten öte kör bir bıçak misali insan tenine kesikler attığı , kesiklerden kan yerine umut fışkıran ve hayat şartlarının boz ve kızıl bir renge dönüştürdüğü , sürekli bir yere yetişmenin hatta [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yıl : 1980&#8242;ler<br />
Yer : Anadolu&#8217;da bir yer</p>
<p>Anadolu&#8217;nun orta yerinde , bin yıllık bir şehrin küçük bir mahallesiydi , benim büyüdüğüm mahalle&#8230;<br />
Soğuğun misyon değiştirerek ; üşütmekten öte kör bir bıçak misali insan tenine kesikler attığı , kesiklerden kan yerine umut fışkıran ve hayat şartlarının boz ve kızıl bir renge dönüştürdüğü , sürekli bir yere yetişmenin hatta hayata yetmeye , yetişmeye çalışmanın telaşının yansıdığı esmer cemallerin olduğu bir mahalle.<br />
Ağaç sevgisinin devlet pratiğine dönüşmemesi dolayısıyla yeşil den çok kahverengi&#8217;nin gereksiz tonlarının hakim olduğu görüntüsüyle davet çıkartamasada bulutlara , yağmuru eksik olmayan , &#8221; ıslak &#8221;  bir mahalleydi.</p>
<p><span id="more-601"></span><br />
Içerisinde yer yataklarının yapıldığı , sobasında kestanelerin kızartıldığı , damında yufkadan ekmeklerin pişirildiği , evin babasının gelmesiyle birlikte kocaman bir sini tepsinin üzerinde yenen ama altın işlemesi olmayan çatal ve kaşıkların çıkardığı ve dünyanın gördüğü en bereketli seslere şahit olan ,  &#8221; ayrı odası olmadığı için ağlayan çocuklar &#8221;yerine tüm kardeşlerin  aynı odada uyamaktan mutlu olabildiği , bahçesinde ; vişne , kiraz , elma ağaçlarının yükseldiği , gölgesinde oturalacak bir çınarın yaşatıldığı , kapısı çelik olmayan ancak buna rağmen hırsızlığın boy göstermediği iki katlı biraz küçük ama küçüldükçe büyüyen evlerden oluşan bir mahalleydi.<br />
Çocukların ; eve kapanması ya da kapatılması için gerekli olan hiç bir nedenin yaşayamadığı  ve giriş parasına ihtiyaç duyulmayan parkları ve sokakları olan bir mahalleydi.Çocukların  özgürce koşabildikleri , bağırabildikleri , düşebildikleri ,  kimisinin misket kimisinin top kimisinin ise saklambaç oynadığı  hatta köşedeki bakkal Hasan amca&#8217;dan alınan tebeşir ile çizilen kutucuklara fırlatılan taşlarla oynanan sek-sek&#8217;leriyle , kalabalık ve neşeli çocuk sesleriyle dolu bir mahalleydi. Okullu olanların son dersin ziliyle birlikte koşarak geldikleri , okullu olmaya henüz hak kazanamayan ufaklıklarında , kahvaltıları sonrasında akın ettikleri top sahalarıyla dolu bir mahalleydi.<br />
Rüzgar&#8217;ın costuğu zamanlarda mahallenin en yüksek tepelerine akın ederlerdi o neşeli  çocuklar ve ağbi ya da babalarının elleriyle yaptıkları ancak popüler kültürün sahte ve soyut sanat eserlerine (!) benzemeyecek kadar doğal uçurtmalarını , kırlangıçları kıskandıracak kadar yaklaştırırlardı , güneş&#8217;e&#8230;</p>
<p>devamı gelecek&#8230;</p>
<p>Saygılarımla<br />
Can TATAR &#8211; 29 Eylül 2009 -  03:07</p>
<p>Not : Site adı verilerek alıntı yapılabılır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cantatar.net/benim-mahallem/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Avukat avukatlar avukatlık</title>
		<link>http://www.cantatar.net/avukat-avukatlar-avukatlik/</link>
		<comments>http://www.cantatar.net/avukat-avukatlar-avukatlik/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Sep 2009 14:32:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[avukat]]></category>
		<category><![CDATA[avukat kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[avukat nedir]]></category>
		<category><![CDATA[avukatlar]]></category>
		<category><![CDATA[avukatların görevleri]]></category>
		<category><![CDATA[avukatların hakları]]></category>
		<category><![CDATA[avukatlık]]></category>
		<category><![CDATA[nedir]]></category>
		<category><![CDATA[nelerdir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cantatar.net/?p=481</guid>
		<description><![CDATA[Avukat nedir , kimdir ?
Avukat , Avukatlık kanunu madde 1&#8242;e göre ;  Bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder. Avukatlık kamu hizmeti ve ayrıca serbest bir meslektir.
Avukatlığın Amacı nedir ?
Avukatlığın amacı ; Hukuki ilişkilerib düzenlenmesini , her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygunlanmasını her derecede yargı organları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Avukat nedir , kimdir ?</p>
<p>Avukat , Avukatlık kanunu madde 1&#8242;e göre ;  Bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder. Avukatlık kamu hizmeti ve ayrıca serbest bir meslektir.</p>
<p>Avukatlığın Amacı nedir ?</p>
<p>Avukatlığın amacı ; Hukuki ilişkilerib düzenlenmesini , her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygunlanmasını her derecede yargı organları nezdinde sağlamaktır.</p>
<p> </p>
<p>Kimler Avukat olabilir ?</p>
<p>Avukatlık mesleğine giriş için ; kişinin hukuk fakültesi mezunu olması ve ayrıca avukatlık stajını tamamlayarak staj bitim belgesini almış bulunması gerekir. Avukatlık Kanunu madde 15&#8242;e göre ; Avukatlık staj süresi 1 yıldır.</p>
<p><span id="more-481"></span></p>
<p>Her avukat , bölgesi içerisinde sürekli olarak avukatlık mesleğini icra edeceği yern baro levhasına yazılmakla yükümlüdür. Baroda yazılı olmayan avukat kişiler , vekil sıfatıyla mahkemece kabul olunmazlar.</p>
<p> Avukatların Hakları nelerdir ?</p>
<p>Kanun işlerinde ve hukuki meselelerde mütalaa vermek , mahkeme hakem veya yargı yetkisine haiz bulunan diğer organlar huzurunda gerçek ve tüzel kişilere ait hakları dava etmek ve savunmak , adli işlemleri takip etmek , bu işlere ait bütün evrakı düzenlemek &#8230; Avukatlık Kanunu madde 35/1 e göre bu haklar yalnızca baroda yazılı avukatlara aittir.</p>
<p>Avukatların Ödevleri Nelerdir ?</p>
<p>Avukatlık Kanunu madde 11&#8242;e göre ; Avukatlar kural olarak aylık , ücret ve kesenek gibi ödemeler karşılığında görülen hiçbir hizmet ve görev , sigorta prodüktörlüğü , tacirlik ve esnaflık veya mesleğin onuru ile bağdaşmayan hiç bir iş yapamazlar.  Ilgini maddenin istisnaları ise Avukatlık Kanunu madde 12 de yer almaktadır.</p>
<p>Avukatlık Kanunu madde 47&#8242;ye göre ; Avukat , el koyduğu işlere ait çekişmeli hakları edinmekten veya bunların edinilmesine aracılık etmekten yasaklıdır.</p>
<p>ilgili yazının arama motorlarına uyumlu kelimeleri ; avukat, avukatlık, avukatlar, avkat, avkatlık, ne, nedir, kimdir, hak, hakları, görevi, görevleri,  ödev, ödevleri, odevleri, yükümlülükleri, ne, nedir, nelerdir, kanun, kanunu, yasa, yasası</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cantatar.net/avukat-avukatlar-avukatlik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Keşmir Sorunu , Hindistan ve Pakistan mücadelesi</title>
		<link>http://www.cantatar.net/kesmir-sorunu-hindistan-ve-pakistan-mucadelesi/</link>
		<comments>http://www.cantatar.net/kesmir-sorunu-hindistan-ve-pakistan-mucadelesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 May 2009 18:53:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[azad keşmir]]></category>
		<category><![CDATA[hindistan ın keşmir sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[hindistan ve pakistan]]></category>
		<category><![CDATA[hindistan ve pakistan arasındaki mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[keşmir]]></category>
		<category><![CDATA[keşmir li müslümanlar]]></category>
		<category><![CDATA[keşmir sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[özgür keşmir]]></category>
		<category><![CDATA[pakistan ın keşmir sorunu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cantatar.net/?p=475</guid>
		<description><![CDATA[Kabuk Bağlamayan Yara : &#8221; Keşmir &#8221;
Keşmir ya da bölgeyi bilenlerin yakıştırdığı sıfat ile  &#8221; Cennet Vadi &#8221;  ;  Hindistan , Pakistan , Afganistan ve Çin&#8217;in keşistiği noktada yer alır ve coğrafi özellikleri , doğal güzellikleri , tarım alanlarının verimliliği ile kendisine yakıştırılan sıfatı sonuna kadar hak eden bir bölgedir. Pakistan&#8217;ın bağımsızlığını ilan ettiği dönemde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kabuk Bağlamayan Yara : &#8221; Keşmir &#8221;</p>
<p>Keşmir ya da bölgeyi bilenlerin yakıştırdığı sıfat ile  &#8221; Cennet Vadi &#8221;  ;  Hindistan , Pakistan , Afganistan ve Çin&#8217;in keşistiği noktada yer alır ve coğrafi özellikleri , doğal güzellikleri , tarım alanlarının verimliliği ile kendisine yakıştırılan sıfatı sonuna kadar hak eden bir bölgedir. Pakistan&#8217;ın bağımsızlığını ilan ettiği dönemde Hindistan ile yapılan antlaşmaya göre Müslümanların yoğun olarak  yaşadığı bölgeler Pakistan&#8217;ın egemenliğine bırakılacak diğer bölgeler ise Hindistan&#8217;ın egemenliğinde kalacaktı. Ancak Hindistan antlaşmaya uymayarak Keşmir bölgesini Pakistan&#8217;a bırakmaktan imtina etti. Keşmir bölgesi ise nüfus niceliği açısından Müslümanların ezici çoğunlukta yaşadığı bir bölgedir. Ancak yaşanan yoğun çatışmalar sonrasında Keşmir bölgesinin yüzde yirmilik kısmı &#8221; cihad &#8221; yolu ile Pakistan egemenliğine katılmıştır. Ayrıca , bilinmesi gerekir ki ; Keşmir bölgesinin % 80 kısmı halen Hindistan egemenliği altındadır ve bu kısımda halen yoğun olarak Müslüman unsurlar ikamet etmektedirler.  Keşmir&#8217;in Hindistan işgali altında kalan kısmının yüzölçümü 138.935 km2, nüfusu yaklaşık 14 Milyon civarındadır. Bu nüfusun yaklaşık % 85&#8242;i Müslümandır. Müslüman olmayan nüfusun da önemli bir kısmı Hindistan hükümetinin uyguladığı nüfus kaydırma politikasıyla oluşturulmuştur. İşgal altındaki Keşmir&#8217;in başkenti de Srinagar&#8217;dır.</p>
<p><span id="more-475"></span></p>
<p>Keşmir bölgesinin Pakistan&#8217;ın egemenliğinde kalan kısmı ise &#8221; Özgür Keşmir &#8221; olarak adlandırılmaktadır. Hindistan bu bölgenin kendi egemenliği altında kalmasını onur meselesi yapmıştır. Hatta 1952&#8242;de Birleşmiş Milletler gözetiminde Hindistan ile Pakistan arasında imzalanan barış anlaşmasıyla Keşmir halkının kendi kaderini tayin etmesini adına ,hangi ülkeye bağlı olmak istediklerini konu alan bir referandumun yapılması kararlaştırılmasına rağmen Hindistan bu konuyu esas alan bir referandum yapmamıştır. Uluslararası haber kaynakları ve  Türk yazılı / görsel basınına yansıyan kadarıyla Hindistan yönetimi , kendi egemenliği altında kalan Keşmir bölgesinde  otoritesini sağlamak adına zulümkar fiiller içerisine girmiştir. Çoğunluğu Hindulardan oluşan büyük bir askeri gücü sürekli olarak bu bölgede tutan Hindistan yönetimi hukuksuz tutuklama ve cezalar ile bölgedeki Müslümanları hiyerarşisi altında ezerken , bu fiiler karşısında ,  demokrasinin kılıcını elinde tutan (!)  ABD ve AB kayıtsız kalmaya insafsızca devam etmektedir. &#8221; Kabuk Bağlamayan Yara &#8221; olarak nitelendirdiğimiz Keşmir sorunun varlığı ile birlikte Pakistan ve Hindistan kimyasal ve nükleer silahlanma yarışına girmişlerdir. Bu silahlanma yarışı sadece 2 devleti değil tüm bölgenin barışını , huzurunu ve güvenliğini tehdit etmektedir. Bu sorun nedeniyle Hindistan hem askeri açıdan hem ekonomik açıdan zarar görmektedir. Gayriresmi kayıtlara göre Hindistan&#8217;ın Keşmir sorunu vasıtasıyla ekonomisine yük olan miktar 7 milyar dolardan fazladır. Ayrıca Hindistan&#8217;ın askeri yetkililerinin açıklamalarında Keşmir bölgesinin Hindistan egemenliğinde olan kısmında yaşayan Müslüman milis güçler ile yapılan mücadeleler esnasında 20 binden fazla Hindistan askeri ölmüş ve ölmeyede devam etmektedir. Dolayısıyla Hindistan&#8217;ın Keşmir Sorunu üzerine uyguladığı politikası sadece  2 devleti ilgilendiren bir dış sorun olmak dışında , nükleer ve kimyasal silahlanma yarışı ile birlikte uluslarası bir sorun haline gelmiştir ve ayrıca ekonomik ve askeri açıdan Hindistan&#8217;ın önemli bir iç sorunu niteliğide kazanmıştır.  Umudumuz ve inancımız  odur ki ;  Keşmir bölgesindeki zulüm sona erer akan kan son bulur ve Keşmir li Müslümanlar huzur içerisinde yaşayabilirler..</p>
<p><strong>Saygılarımla </strong></p>
<p><strong>Can TATAR</strong></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> <br />
yazının arama motorları ( search engines ) bağdaştırıcı kelimeleri : keşmir, kesmir, keşmır, kesmır, sorun, sorunu, hindistan, hındıstan, pakistan, pakıstan, keşmir sorunu, hindistan keşmir de neler yapıyor,  hindistan ve pakistan keşmir savaşı savası mücadelesi mucadelesı , keşmir de müslümanların durumu , abd ingiltere ab</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cantatar.net/kesmir-sorunu-hindistan-ve-pakistan-mucadelesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beyin Kontrolü nedir nasıl yapılır</title>
		<link>http://www.cantatar.net/beyin-kontrolu-nedir-nasil-yapilir/</link>
		<comments>http://www.cantatar.net/beyin-kontrolu-nedir-nasil-yapilir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 04 May 2009 16:06:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[abd israil beyin kontrolü yapabiliyor mu ?]]></category>
		<category><![CDATA[abd israil beyin kontrolünü nasıl yapıyor]]></category>
		<category><![CDATA[beyin kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[beyin kontrolü ilk defa ne zaman yapıldı]]></category>
		<category><![CDATA[beyin kontrolü mümkünmü]]></category>
		<category><![CDATA[beyin kontrolü nasıl yapılır]]></category>
		<category><![CDATA[beyin kontrolü nedir]]></category>
		<category><![CDATA[beyin kontrolü operasyonları]]></category>
		<category><![CDATA[beyin kontrolü operasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[beyin konturolü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cantatar.net/?p=469</guid>
		<description><![CDATA[
yazımız ile alakalı arama motorlarına uyarlanmış anahtar kelimelerimiz ; beyin, beyın, kontrol, kontrolü, kontrolleri, konturol, konturoller, konturolleri,  nedir, nedır, nasıl, nasil, yapilir, yapılır, kim, kım, yaptı, nasıl yaptı, beyin kontrolü, beyin kontrolu, beyın kontrolu, beyin kontrolleri, beyin kontrolü nedir nasıl yapılır, beyin kontrolleri operasyonları beyin kontrolü kontrolu operasyonu operasyonları nedir nedır nasıl yapılır ilk kim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="mceTemp">
<p>yazımız ile alakalı arama motorlarına uyarlanmış anahtar kelimelerimiz ; beyin, beyın, kontrol, kontrolü, kontrolleri, konturol, konturoller, konturolleri,  nedir, nedır, nasıl, nasil, yapilir, yapılır, kim, kım, yaptı, nasıl yaptı, beyin kontrolü, beyin kontrolu, beyın kontrolu, beyin kontrolleri, beyin kontrolü nedir nasıl yapılır, beyin kontrolleri operasyonları beyin kontrolü kontrolu operasyonu operasyonları nedir nedır nasıl yapılır ilk kim yaptı nerede nerde yaptı oku ara bul cia cıa mossad abd israil ab almanya , beyin kontrolü ilk defa ne zaman yapıldı, beyin kontrolünü ilk defa kim hangi ülke yaptı nerede nasıl yaptı ,</p>
<p><span id="more-469"></span></div>
<div id="attachment_470" class="wp-caption alignnone" style="width: 860px"><img class="size-full wp-image-470" title="Beyin Kontrolü" src="http://www.cantatar.net/wp-content/uploads/2009/05/adsiz.jpg" alt="Beyin Kontrolü nedir nasıl yapılır" width="850" height="760" /><p class="wp-caption-text">Beyin Kontrolü nedir nasıl yapılır</p></div>
<p> </p>
<p> </p>
<div id="attachment_477" class="wp-caption alignnone" style="width: 535px"><img class="size-full wp-image-477" title="beyin kontrolu nasıl yapılıyor cantatar.net" src="http://www.cantatar.net/wp-content/uploads/2009/05/beyin-kontrolu-nasıl-yapılıyor-cantatar.net.JPG" alt="beyin kontrolu nedir nasıl yapılır cantatar.net" width="525" height="734" /><p class="wp-caption-text">beyin kontrolu nedir nasıl yapılır cantatar.net</p></div>
<p>Mevcut yazımıza ; beyin kontrolüne dair açıklayıcı bir görsele yer verdikten sonra sırada resmen açıklanmış  beyin kontrolü operasyonları üzerine paylaşım ile devam edecez.</p>
<p> </p>
<p>Açıklanmış bir Beyin Kontrolü Operasyonu<br />
Emekli Amerikan Haber Alma Örgütü ( CIA ) Ajanı Julianne Mc Kinney Açıklıyor.<br />
Ulusal Güvenlik Mezunları Derneği Elektronik Gözetim Projesi’nden Rapor:<br />
Ben ulusal düzeyde eğitim görmüş eski bir Birleşik Devletler Haberalma memuruyum. Halen yönlendirilen enerji silahlarının kullanımını, gözetim ve nörosibernetik sistemleri içeren ve bu ülkede habersiz insan denekleri üzerinde odaklaşan bir projenin yöneticisiyim. Savunma Bakanlığı bu sonunculardan psikoteknolojiler olarak sözetmektedir. Bu olağanüstü acımasız operasyonlar ‘ beyin kontrol ’ girişimleri olarak nitelendirilir.<br />
Klasik bir ‘ beyin kontrol ’ operasyonu, diğer şeyler arasında, aşağıdakileri içerir:<br />
( 1 ) Hedef kişiden, gelecekteki istismarlarda kullanilmak üzere, kişisel ve biyolojik örnekler toplamak gayesiyle uzun süreli, gün boyu süren fiziksel ve elektronik gözetim.<br />
( 2 ) Deneğin aşırı baskılara dayanma kapasitesini incelemek için ardarda yapılan açık ve örtülü tacizler.<br />
( 3 ) ABD Adalet Bakanlığı tarafından halen ‘ öldürücü-den daha hafif ’ silahlar ve gözetim sistemleri olarak tanımlanan teknolojileri içeren, aşırı intibaksızlığa ve yeteneklerin ortadan kalkmasına neden olacak ağrılar yaratmayı amaçlayan yönlendirilmiş enerji tacizi.<br />
( 4 ) Deneğin kafasında ve denek uykuda iken rüyaların evrensel gelişimini etkileyebilen şuuraltı seslere sebep olma kapasitesindeki nörosibernetik / psikoteknolojilerle deney.<br />
( 5 ) Uzun dönemde deneği kendi itibarını yoketmeye yönelik davranışlara ve ifadelere zorlamak için deneğin uzun dönemli manipülasyonu.<br />
( 6 ) Deneğin tecridi ve mali yönden yoksullaştırılması.<br />
( 7 ) Deneği intihar veya cinayet şeklinde bir şiddet hareketine zorlamayı amaçlayan sürekli taciz ve tahrik..<br />
Açık Taciz -bu açıkça gözlenen demektir-; kişilerin uzun dönemli eloktronik tacizi için &#8220;önşartlandirma&#8221; amacıyla tasarlanabilir. Anlatılmayan açık tacizle dehşete düşürülen kişilerin elektronik tacizin, daha akla yatkın bir durumda, ani başlangıçlarıyla başetmeleri imkansızdır. Tacizin bu görülen örneği şimdi incelenen bütün hallerde ortadadır. Açık tacizin elektronik taciz başladıktan sonra bile sürdürüldüğü durumlarda, asıl amacın uzun dönemli aşırı baskıya devam ettirmek olduğunu akla getirmektedir.</p>
<p>Aşağıda tartışılan açık taciz taktiklerinin çoğu elektronik tacizin sezilebilir şekillerini içermeyen durumlarini su yüzüne çikarmaktadir. Bunlar potansiyel haber degeri taşiyan dahili bilgileri nedeniyle, yönetim veya yönetim tarafından kabul gören işverenler için özel sıkıntı tehditleri oluşturacak ‘Islık Çalıcılar’ olarak adlandırılanları ihtiva eden durumlardır. Elektronik tacizin, elektronik ‘tacize maruz kalanlara’ yardım etmeye çalışan kişilere karşı bir misilleme şekli olarak su yüzüne çıkmaya başladığının farkına vardık. Misilleme bir kontrol kaybını akla getirir. Bu şartlar altında ‘ıslık çalıcılar’ın uzun bir süre daha bu tacizden muaf olmaya devam edeceklerinden tamamen emin değiliz.</p>
<p>Kişiler şimdi aşagidaki açik taciz şekillerinin, tümü degilse bile, birçogunu ihtiva eden kendi şartlarini tanimlayan proje ile temas halindedir:</p>
<p>Ani, acaip kaba muamele, önceleri kendilerine dostça davranan komşulari tarafindan tecrit, taciz ve yikici hareketler.</p>
<p>Hedef kişi, rehberde numarasi bulunmayan yeni bir telefon aldiktan sonra bile devam eden, rahatsiz edici telefon konuşmalari.</p>
<p>Mektupların önlenmesi, çalınması, açılması.</p>
<p>Gürültü seferberliği.</p>
<p>Acımasızca rahatsız eden telefon konuşmaları bu tertipte düşünülebilirken, diğer taktikler de kullanılır. Çalan klaksonlar, düdükler, sirenler, apartman çevresinde oldukça uzun bir zaman peryodunda aynı zamanda çalan kornalar, düdükler, sirenler, çöp atıkları ve kaydedilmiş ‘umumi seslerin’ kuvvetlendirilmiş yayinlari kişiyi gözetim altinda olduguna inandirmak için, tasarlanan şartlar altinda tekrarlanan, bir temel üzerinde kullanilirlar.</p>
<p>Bu durumların hepsinde, bireyin komşuları ani, sürekli ses patlamalarına karşi sanki kayitsizmiş ve / veya farkinda değillermiş gibi görünürler. Kapı çarpması da özellile apartmanlarda, popüler bir oyundur. Bir kişi, tacizin en yüksek düzeyde oldugu bir dönemde, kendi kapisini açtigi her seferde kapi komşusunun kendi dairesine girip çıkmaya başladığını rapor etmiştir.</p>
<p>İlave Aşırı Yüksek Frekans ( ELF ) Yetenekleri:</p>
<p>20 Bitkinlik ( yorgunluk ) hali.</p>
<p>21 Deprasyon meydana getirilmesi.</p>
<p>22 Katarakt ve göz problemleri meydana getirmek.</p>
<p>23 Alınganlık ve öfke durumları meydana getirmek.</p>
<p>24 Genel ruh halinin değişimi.</p>
<p>25 Zorlanmış davranış kalıpları meydana getirmek.</p>
<p>26 Cinsel saldırganlık .</p>
<p>27 Davranış ritminde hasar yaratılması.</p>
<p>28 Korku ve yanlış yönlendirme.</p>
<p>29Uyku düzensizlikleri ve uykusuzluk.</p>
<p>30 Kısa ve uzun dönemli hafıza kaybı.</p>
<p>31 Lösemi ve kanser.</p>
<p>32 Katatonik ( zombie benzeri ) görüntüler.</p>
<p>33 Şiddet hallerinin ve suçlu davranış örnekleri meydana getirmek.</p>
<p> </p>
<p>yazımız ile alakalı arama motorlarına uyarlanmış anahtar kelimelerimiz ; beyin, beyın, kontrol, kontrolü, kontrolleri, konturol, konturoller, konturolleri,  nedir, nedır, nasıl, nasil, yapilir, yapılır, kim, kım, yaptı, nasıl yaptı, beyin kontrolü, beyin kontrolu, beyın kontrolu, beyin kontrolleri, beyin kontrolü nedir nasıl yapılır, beyin kontrolleri operasyonları beyin kontrolü kontrolu operasyonu operasyonları nedir nedır nasıl yapılır ilk kim yaptı nerede nerde yaptı oku ara bul cia cıa mossad abd israil ab almanya , beyin kontrolü ilk defa ne zaman yapıldı,</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cantatar.net/beyin-kontrolu-nedir-nasil-yapilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Emperyalizm , &#8221; Türkiye Halkı &#8221; ve Ulus devlet modeli</title>
		<link>http://www.cantatar.net/emperyalizm-turkiye-halki-ve-ulus-devlet-modeli/</link>
		<comments>http://www.cantatar.net/emperyalizm-turkiye-halki-ve-ulus-devlet-modeli/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Apr 2009 21:45:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[türk halkı]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye halkı]]></category>
		<category><![CDATA[ulus]]></category>
		<category><![CDATA[ulus kavramı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.cantatar.net/?p=447</guid>
		<description><![CDATA[Emperyalist güçlerin gayrinizami harp tekniklerini andıran bir metod ile &#8221;önce yardım et sonra buyruk ver &#8221; ya da &#8221; önce muhtaç et sonra itaat ettir &#8221; ve benzeri gayri ahlaki yöntemler ve kavramlar ile kültürel , ekonomik ve siyasi bir vampir edasıyla kanla beslendikleri ve ayakta kaldıkları aşikardır. Sömüre sömüre semiren , semirdikçe semizleşen , [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Emperyalist güçlerin gayrinizami harp tekniklerini andıran bir metod ile &#8221;önce yardım et sonra buyruk ver &#8221; ya da &#8221; önce muhtaç et sonra itaat ettir &#8221; ve benzeri gayri ahlaki yöntemler ve kavramlar ile kültürel , ekonomik ve siyasi bir vampir edasıyla kanla beslendikleri ve ayakta kaldıkları aşikardır. Sömüre sömüre semiren , semirdikçe semizleşen , semizleştikçe daha çok kana ve gözyaşına ihtiyaç duyan bu sistem babasız bir çocuk dünyaya getirmiş ve adına&#8217;da : &#8221; Globalizm &#8221; demiştir. Global düzen şakşakçılarının &#8221; think &amp; tank &#8221; kurumlarının çatısı altında düşünce ve fikir üretiyor maskesiyle yazdıkları senaryolarda, dünyayı 992 küçük ve itaatkar devletcik(!) ve 8 tane de güçlü devlet (!) modelinde şekillendiriyor ve hiç utanmadan tiyatroyu açıyor sahneyi kuruyor ve mecburi rol ve oyunculuk isteyerek kendilerini yönetmen koltuguna oturtup &#8221; oyun başlasın &#8221; nidalarıyla ahlaksızlıklarını haykırdıkları yetmiyormuş gibi bu çirkin oyunlarının gişe gelirlerini demokrasiye muhtaç ülkere harcayacaklarını söyleyerek demokrasinin yılmaz bekçisi , güçlü koruyucusu ve amansız takipçisi oluyorlar. Hatta demokrasinin bekçiliğini yaparken , çiçek bahçeleri içerisinde , mutluluk çığlıklarıyla bezenmiş , insan haklarını kendisine rehber edinen &#8221; ebu garip hapishanesi &#8221; ya da &#8221; guantanamo hapishanesi &#8221; ve benzeri yerleri kurarak güzel ahlaklarını ifşa etmekten çekinmiyorlar. Velhasıl emperyalizm denen tek dişi kalmış vampir ve onun kanla beslenen babasız çocukları ,soğuk savaş sonrasında beklenen sonun vücut bulduğunu ve &#8221; ulus devlet &#8221; kavramının çöktüğünü haykırmaya başladı. Malumunuz ; oyun belli , senaryo belli , tiyatro açık ve mecbruri roller postalanmış. Bu babasız çocuklar pıtırak bitkisi misali bitmeyi kendilerine görev edinmişlerdir. Her bahçede bitmeye çalışır ve kraldan çok kralcı olurlar. Iste bunlar bizim ülkemizdede nicelik açısından geniş bir yayılma yaşamışlardır.Bu şakşakçıların son günlerde sırtlan çığlıklarını andıran ucube bir ses ile bağırıyorlar. Bağırmalarına atıf olarak , GenelKurmay Başkanımız Sayın Ilker BAŞBUĞ&#8217;un Harp Akademilerinde yaptığı konuşmada &#8221; Türkiye Halkı &#8221; kavramlandırmasını işaret ediyor ve &#8221; gördüğünüz üzere GenelKurmay Başkanıda söyledi ve ulus devlet çökmüştür. Türk ulusu değil Türkiye Halkıdır demiştir &#8221; diyorlar. Sayın Ilker BAŞBUĞ&#8217; un kavramlandırmasının kökeninin Gazi Mustafa Kemal ATATURK&#8217;un yazdığı şiir&#8217;de yer aldığı göremeyecek kadar tarih bilgisinden uzak , zeka fakiri , bakan ancak göremeyen bu şakşakçı pıtırak bitkileri GenelKurmay Başkanlığını ve onun başkanının sözlerini çarpıtarak ya da kendi sığ zeka ve algılarındaki gibi anlamaya çalışarak bir zafer edasıyla seslene dursunlar bizde Gazi&#8217;nin şiirini sizlerle paylaşalım ve 1908 de yazılmış bu şiirde Mustafa Kemal ATATURK&#8217;un ulus kavramıyla Ilker BAŞBUĞ&#8217;un kavramlandırması arasında bir fark olmadığını ortaya koyalım. Iste o şiir ;</p>
<p><span id="more-448"></span></p>
<p>HAKİKAT NEREDE?</p>
<p>Gafil, hangi üç asır, hangi on asır<br />
Tuna ezelden Türk diyarıdır.<br />
Bilinen tarihler söylememiş bunu<br />
Kalkıyor örtüler, örtülen doğacak,<br />
Dinleyin sesini doğan tarihin,<br />
Aydınlıkta karaltı, karaltıda şafak<br />
Yalan tarihi gömüp, doğru tarihe gidin.</p>
<p>Asya&#8217;nın ortasında Oğuz oğulları,<br />
Avrupa&#8217;nın Alplerinde Oğuz torunları<br />
Doğudan çıkan biz<br />
Nerde olsa, ne olsa kendimizi biliriz<br />
<span style="text-decoration: underline;">Türk sadece bir milletin adı değil,</span><br />
<span style="text-decoration: underline;">Türk bütün adamların birliğidir.</span><br />
Ey birbirine diş bileyen yığınlar,<br />
Ey yığın yığın insan gafletleri<br />
Yırtılsın gözlerdeki gafletten perde,<br />
Hakikat nerede?</p>
<p>MUSTAFA KEMAL<br />
ŞANLI ORDU GAZETESİ : 24 Kasım 1908</p>
<p>Ulu Önderinde işaret ettiği gibi<br />
&#8221;Türk sadece bir milletin adı değil,Türk bütün adamların birliğidir.!! &#8221;<br />
Iste ulus kavramı bu ifadelerle Cumhuriyetin kurucu iradesinde şekillenmiştir. Türk sadece bir millet değil bütün adamların birliğidir denilmiştir. Kanımızca bu tanımlamayla ulus tarif edildiği gibi Türkiye Halkı da işaret edilmiştir. Malumun ilanını beyan eden Sayın GenelKurmay Başkanı ve ilgili konunun malumunu tanımlayan ulu önder ATATURK. Malumun karşısında ise babasız bir çocuk olan globalizm. Ya kanla beslenen babasız çocukların psikolojik savaş yürüttüğü kavram kargaşalarına inanıp yazılan senaryoya uygun yaşayacaksınız ya da yazmadığım bir senaryoyu oynamam diyerek kendinize gelecek ve deprem geçiren kavramlarının hakikatlerine ulaşıp doğruya , adalete , hakkaniyete ulaşacaksınız&#8230;<br />
Karar sizin</p>
<p>Saygılarımla<br />
Can TATAR</p>
<p>Site adı verilerek alıntı yapılabilir aksi durumda Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu geregi Hukuki Haklarımızı kullanırız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.cantatar.net/emperyalizm-turkiye-halki-ve-ulus-devlet-modeli/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>14</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

