Can TATAR Can TATAR | GoogLe SiteMap | Valid XHTML 1.1 and CSS 3
  • Pilot Necati lakaplı Necati Kaya nın mezarı bulundu mu ? Pilot Necati Kimdir

    20 Aralık 2006 ‘ da yazdığım bir makaleyi sizlerle paylaşmak istiyorum.

    Bu coğrafyada egemen güç olabilmek için, emperyal güçler yüzyıllardır çeşitli oyunlar denemişlerdir.Haçlı Savaşları’yla yani nizami harp yoluyla elde edemediklerini yukarıda ‘oyun’ diye nitelendirdiğim kahpelikleri yazılı ya da yazısız kuralları olmayan, sınır tanımayan ahlaki bir sistem üstüne oturtulmamış gayri nizami harp ile başarmaya çalışmışladır ve halen de devam etmektedirler.

    1980li yıllarda ülkemizdeki belirsizlik ve düzen konusundaki eksikliği fırsat bilen belli güçler başımıza sadece adı ve rengi değişen bir bela sardılar.Adına da pkk dediler. Resmi kayıtlarda 30 bin insanımızı feda ettik ve 100 milyar doları da bize mermi olarak donsun diye harcadık.Sonuç ağır hüsran. Dun dağlarda çarpıştığımız emperyal devletlerin ‘oyun’larına vermediğimiz kayıpları , bugün bürokrasi ve siyaset masasında veriyoruz.

    Herkes en az bir kere duymuştur ‘pkk’yı, ‘bebek katili apo’ya, Mit kurdurdu ya da jıtem belli amaçları uğruna ‘pkk’nın kurulmasına göz yumdu gibi kaynaksız, asılsız ve vatandaşlarımızı rahatsız edici , kurumlarımıza güvenimizi kırmaya yönelik haberleri..

    Ama bu konuyla alakalı haberlerin en çarpıcı olanı, hep kesinliği kanıtlanamayan yüzbaşı ya da binbaşı emeklisi ‘Pilot Necat’ lakaplı Necatı Kaya’nın, Abdullah Öcalan’a bizzat devlet adına pkk denilen örgütü kurdurttuğuydu.Bu haber biraz araştıran vatandaşlarımız için asparagas haberden öteye gidemese de, hayatın yoğunluğundan araştırmaya vakit bulamayan vatandaşlarımız için onur kırıcı bir haberdi.Ve bu haber en çok güvenmemiz gereken, gereklilik bakımından ön sırada bulunan kurumumuz ‘Genel Kurmay’a olan güveni kırabiliyordu.Amaç ta bu değil miydi zaten.Güven olgusunu yok edip, karmasa ortamını rahatlıkla ülkemizde yaygın hale getirebilmek…

    Ama az önce ulaştığım bir bilgi bütün bunların yalan olusunun belgesidir.Aldığım bu bilgi yakında gazetelere yansıdığında, ben bu bilgiyi ‘TürkAda Forum’dan edinmiştim diyerek haberi ilk duyanlara göre daha ayrıcalıklı ve araştırma için zaman sahibi olacaksınız..

    Şimdi bir röportajı size aktararak devam ediyorum..

    ——————

    01. Mart 2006 14:34:03

    Mahir Çayan’ı ve Abdullah Öcalan’ın eline silahı veren karanlık el aynı: MOSSAD

    “Baki Tuğ’dan tarihi açıklama”

    SPOT–“Mahir Çayan’a finans desteği sağlayıp, silahlı eylemler yapmaya yönlendiren Hava Yüzbaşı İlyas Aydın, daha sonra Pilot Necati Kaya takma adıyla Abdullah Öcalan’ın da örgüt kurmasına ve silahlı eylemler yapmasına finansal destek sağladı ve uzun müddet beraber çalıştı.”

    SPOT–“Doğu Perinçek’in dayısı Turhan Olcaytu Paşa, vatansever, iyi bir asker, vatanını milletini seven, düşünen bir insandır, Ankara’da da zırhlı tümen komutanıydı ama bu hareketlere dışında ve meşru zeminde meşru iktidardan yanaydı.”

    SPOT–“Öcalan’ın kayınpederi olan Ali Yıldırım Milli İstihbarat Teşkilatında çalışmaktadır. Kesire’nin babasıdır, o nedenle kayınpederi MİT’te çalışıyorsa Abdullah Öcalan’ın da MİT’le bağlantısı vardır diye bu yıllardan beri konuşulmaktadır bu esasında gerçek değildir bu, dışarının yakıştırmasıdır”

    Röportaj’a kaldığımız yerden devam edelim ;

    ————————————————————————–

    Kırmızı Çizgi Dergisi’nin Mart ayı konuğu eski Devlet Bakanı ve Emekli Hakim Albay Baki Tuğ. Baki Tuğ Şiran’da doğdu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi ve aynı fakültede master yaptı. Kıbrıs Barış Kuvvetleri Askeri Mahkemesi Baş Hakimliği görevinde bulundu. Türk Silahlı Kuvvetleri’nden Hakim Albay rütbesi ile emekli oldu. İdam edilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın yargılandıkları sıkıyönetim mahkemesinde de askeri savcı olarak görev aldı. Abdullah Öcalan’ı SBF öğrencisi iken gözaltına aldıktan sonra soruşturmasını yürüten savcı olarak da biliniyor. 1991 seçimlerinde Ankara’dan DYP milletvekili seçilen Tuğ bir süre devlet bakanlığı yaptı. Tuğ halen siyasi çalışmalarını sürdürüyor.

    Baki Tuğ’a ilk olarak 12 Mart öncesi gelişmeleri sorduk. Hiç şüphesiz bu dönemi en iyi bilenlerden birisi olan Tuğ şunları söyledi: “Olayları net olarak ortaya koymak için geriye dönmemiz lazım, 12 Mart 1971 öncesine. Biliyorsunuz Türkiye’de 68 kuşağa diye bir kuşak gündeme gelmişti. Bu kuşak, Marksist-Leninist kuşaktır. Türkiye’de Komünist ihtilali gerçekleştirmek isteyen kuşaktır. O nedenle sol dediğimiz zaman aklımıza gelen ilk örgütlenme Fikir Kulüpleri Federasyonudur. Federasyon sonradan kendisini feshetmek suretiyle DEV-GENÇ adını almıştır. DEV-GENÇ başlangıçta tek örgüttü. Fakat sonradan DEV-GENÇ de parçalanmıştır ve Türkiye İhtilalci İşçi Köylü Partisi ki, bu Doğu Perinçek’in partisidir, DEV-YOL, DEV-SOL gibi örgütlenmeler ortaya çıktı. Liselere kadar sıçrayan örgütlenme hareketleri derken olay Türk Silahlı Kuvvetlerine de sıçramıştır. TSK de, toplumda gelişen olaylardan etkilenmiş subaylarla, bu saydığım örgütler arasında az da olsa bir bağlantı olmuştur. Doğu Perinçek’in TİİKP bünyesinde de proleter devrimci genç subaylar vardır. 12 Mart 1971’i takiben Kara Kuvvetleri Devrimci Subayları adı altında örgütlenme gündeme gelmiş ve bu örgüte mensup olan genç subaylar tutuklanmışlardır. Hatırımda kaldığı kadar 40-50’ye yakın genç subaydır. Bunlar Doğu Perinçek’in asker kanadıdır. Perinçek biliyorsunuz 12 Mart 1971 öncesi Çin’deki Komünist sistemi savunmaktadır. Kendisi de zaten Mao’nun fikirlerini benimsemiştir. Çin’deki ihtilale benzer Türkiye’de bir ihtilal yapmak istemesi söz konusudur. Bu nedenle Doğu Perinçek ve arkadaşları Aydın’daki Söke Dağlarında mağaralarda örgütlenme faaliyetlerine girmişlerdir. 12 Mart 1971 sonrası sıkıyönetim bunları bulundukları yerlerden çıkarttığı için, Doğu Perinçek Ankara’ya gelmiş ve Ankara’daki baskınlardan sonra da tutuklanarak cezaevine konmuştur. TİİKP’nin lider kadrosu Doğu Perinçek, Hasan Yalçın, Gün Zileli’dir, şimdi Ermenileri savunan Profesör Halil Berktay’dır. Bunlar tutuklanıp cezaevine konulmuşlardır. Bunlarla ilgili soruşturmaları yürüten hakim arkadaşlarımız iki yüze yakın kişi hakkında dava açmış ve bu kişilerinde çoğunluğu mahkum olmuş, verilen mahkumiyet kararları askeri yargıtaydan geçmek suretiyle onaylanmış ve bu kişiler cezaevinde yatarken 1800 sayılı af kanunu çıkmış ve bu kişiler cezaevinden çıkmışlardır.”

    Son günlerde sıkça gündeme gelen sol örgütlerin dış bağlantısını soruyoruz Baki Tuğ’a; “Türkiye’deki sol örgütlerin dış bağlantılarına baktığımız zaman bir kısmı Çin’le, Arnavutluk’la Enver Hoca’yla bağlantılıdır. Bir kısmı Rusya’yla, bir kısmı da Küba ile bağlantılıdır. Bunların hem maddi hem manevi destekleri yurt dışındandır. Yurt içinde de bunları destekleyen Marksist düşünceyi savunan Marksist düşünceyi savunan kuruluşlar vardır, işadamları vardır, toplumda da bunları kabul eden bir grup vardır. Özellikle de bu grup Türkiye İşçi Partisi’dir, Türkiye Öğretmenler Sendikası’dır, DİSK vardır bu gibi kuruluşlar da bu kişilerin sol faaliyetlerini Marksist-Leninist faaliyetlerini desteklemişlerdir Türkiye’deki ihtilalci örgütler 12 Mart 1971 tarihine kadar belli bir noktaya gelmişlerdir. Bunlar örgütlenme, propaganda işlerini tamamlamış. Olayı eylem safhasına intikal ettirmişlerdir. Bunların eylem safhasını yürütenler de Türkiye Halk Kurtuluş Partisi, Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu olmuştur. Türkiye Halk Kurtuluş Partisi’nin temsilcisi Mahir Çayan’dır, Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu’nun temsilcisi de Deniz Gezmiş ve arkadaşlarıdır. Ayrıca DEV-GENÇ’in temsilcisi de Atilla Sarp’tır. Bunlar franksiyon ayrılığı olmasına rağmen bir noktada birleşmiş bütünleşmiş, Türkiye’de Komünist ihtilali gerçekleştirmek için eylemlerini başlatmışlardır. Türkiye’deki banka soygunları, adam kaçırmalar bu nedenlerle yapılmıştır. Ama 12 Mart 1971 sıkıyönetimini takiben bunlar derlenmiş toparlanmış, cezaevlerine girdikleri için de istedikleri sonucu elde edememişlerdir.

    Mahir Çayan’ın yanında Havacı Yüzbaşı Orhan Savaşçı vardır. Yani Mahir Çayan’ın eşi Gülten Çayan’ın kardeşi. Mahir Çayan’larla beraberdir, ordu içerisindeki örgütlenmenin temsilcisidir. Mahir Çayan’ maddi yönden destekleyen bir başka asker ise Yüzbaşı İhsan Aydın’dır. İnsan Aydın örgütün finans kaynağıdır. Deniz Gezmiş’in askeri tıbbiye öğrencileri ve genç subaylarla bağı vardı. Oradan yönlendiriliyor ve yönetiliyordu.

    Sonradan bunların hepsi derlenmiş toplanmış orduyla ilişkileri kesilmiştir. O dönemde TSK içerisinde sola ilgi duyan bir grup söz konusu idi ancak 12 Mart 1971 o sempatinin yolunu kesmiş ve Türk vatanına sahip çıkmış onları da bertaraf etmiştir.”

    Bu arada Doğu Perinçek’in dayısı Turhan Olcaytu’yu soruyoruz, “Doğu Perinçek’in dayısı Turhan Olcaytu Paşa, vatansever, iyi bir asker, vatanını milletini seven, düşünen bir insandır, Ankara’da da zırhlı tümen komutanıydı ama bu hareketlere dışında ve meşru zeminde meşru iktidardan yanaydı.”

    APO-Pilot Necati ilişkisi

    Ve çok merak edilen Apo meselesine giriyoruz. Apo kimdir, bağlantıları nelerdir? Baki Tuğ’un verdiği cevaplar çok ilginç; Abdullah Öcalan Öcalan, Urfa Halfeti”nin bir köyündendir; Kürt kökenli bir babanın oğludur. Beş çocuk sahibidir, Apo da bunlardan birisidir. Bir tarafı da zannediyorum Ermenilere gitmektedir ya annesi ya babası öyle olduğu mevcut kitaplarda da yazılıdır. Abdullah Öcalan gündeme 1984’den sonra gündeme gelmeye başladı. 84 öncesi Abdullah Öcalan diye birisi yoktu. Türkiye’de Kürt kökenli vatandaşların temsilciliğini yapan, onları örgütleyen Gazi Üniversitesi’nde Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nde iki tane militan talebe vardı birisi Mehmet Demir’di bir tanesi Ahmet Demir. Bu Abdullah Öcalan’ın o zamanlar esamesi dahi okunmamaktadır. Sonradan gündeme gelmiştir Biraz önce İlyas Aydın olarak sözünü ettiğimiz Pilot Necati ile uzun süre beraberliği olmuştur. Sonradan onunla da ipleri kopartmıştır. Pilot Necati Kaya olarak tanınmaktadır, o müstehar bir isimdir gerçek ismi İlyas aydındır. İlyas Aydın ordu bünyesinde genç subayların içerisinde havacı bir subaydır o da örgütlenmelerin içerisindedir. Bunlarla dışarı, içeri askerler arasındaki irtibatı sağlayan genç bir subaydır. Abdullah Öcalan’ın devletle bir bağlantısı söz konusu değildir. Abdullah Öcalan’ın kayınpederi olan Ali Yıldırım Milli İstihbarat Teşkilatında çalışmaktadır. Kesire’nin babasıdır, o nedenle kayınpederi MİT’te çalışıyorsa Abdullah Öcalan’ın da MİT’le bağlantısı vardır diye bu yıllardan beri konuşulmaktadır bu esasında gerçek değildir bu dışarının yakıştırmasıdır.

    Abdullah Öcalan Ankara Yüksek Öğretim Dernek üyesidir, ondan sonra DEV-GENÇ üyesidir, Devrimci Doğu Kültür Ocakları’nın üyesidir, ondan sonra da PKK’nın kurucusudur. Yani Abdullah Öcalan’a baktığınız zaman bir geçmişi vardır, geçmişteki örgütlenmelerden gele gele bir birikim sağlamış o birikimle Kürt işadamlarının kendisine verdiği destek yine DDKO’nun kendisine verdiği destek PKK’nın oluşmasıyla sonuçlanmış, bu destek daha sonra yurt dışından da gelmeye başlamıştır. Abdullah Öcalan bu desteğin vurucu gücüdür.

    Şam’daki kamplarda ASALA ile Abdullah Öcalan’ın anlaşması vardır. Bir toplantıda Türkiye’de müşterek eylem yapmak için anlaşmışlardır. Bu devlet tarafından da bilinmektedir. PKK devreye girince ASALA görevlerini PKK’ya devretti.

    Ahmet Demir ve Mehmet Demir bizdeki davalarda yargılandılar mahkum oldular sonra da bir daha gündeme gelmediler. Onlara ne olduğu hakkında hiçbir bilgim yok.

    Sol cunta da iki sağcı

    12 Mart 1971 öncesinin cuntasal faaliyetleri içerisinde Numan Esin Doğan Avcıoğlu vasıtasıyla vardı. Onlarda Cemal Madanoğlu davasıyla yargılandılar. Numan Esin 27 mayıs 1960 ihtilalinde milliyetçi bir yüzbaşıydı ama sonradan Madanoğlu cuntasının içerisinden o da çıktı. Yine bir Mersin’li yüzbaşı vardı daha sonra iş alemine girdi. Sağ düşünceliydi fakat o da 9 Martçılar’ın içerisindeydi. 12 Mart muhtırasıyla 9 Martçılar sol düşünceyi savunan ekip tasfiye edildi.

    Mumcu akılcıydı

    Ölümünden bir yıl öncesine kadar Uğur’da sol düşünceyi temsil ediyordu, soldu. Ancak Uğur son zamanlarda akılcıydı, PKK’nın bölücü hareketlerini izliyordu, yazıyordu ömrü vefa etmedi. bir suikastle aldı götürdüler Uğur Mumcu’yu Allah rahmet eylesin

    Ulusalcı cepheye baktığınız zaman içerisinde bizim gibi düşünen çok güzel insanlar var ama ulusalcı cepheyi eğer Doğu Perinçek temsil edecekse olmaz. Perinçek’in dünü belli, bugünü belli, bana göre yarını da bellidir. Perinçek inandırıcı değil.

    Solcular içerisinde bizim gibi düşünen binlerce insan var, vatanını milletini seven öyle çok insan vardır ki onları bizden ayırmak mümkün değildir. Sol düşünce, sosyal demokrat düşünce, halkçı düşünce diyorlar. Ben onların fikirlerine şahsen saygı duyuyorum, bölücü, bölgeci, mezhepçi, ırkçı faaliyetlere karşı olan herkes bizim baş tacımızdır. Bizim insanlar arasında ayrımımız yoktur. Artık geçmişteki gibi sağcı solcu gibi bir ayırım da kalmamıştır Türkiye’de artık iki tane görüş vardır. Bunlardan birincisi, vatanın milli menfaatlerini savunmak isteyenler, diğeri de buna karşı olanlardır. Türkiye’yi yurt dışına peşkeş çekmek isteyenlerdir. Bu yüzden stratejimizi buna göre çizip buna göre hareket etmeliyiz, yani Türkiye’yi seven herkesi kucaklayarak onlarla birlikte tehlikelere göğüs germemiz gerekir.

    Zaten Türkiye’de bir kavram kargaşası söz konusudur. Geçmişteki sağ sol bitmiştir. Bu ülkeyi seven herkes bir merkezde bütünleşmek suretiyle ülkesini, bağımsızlığını, milli menfaatlerini sağlamak için ülkesine hizmet etmelidir. Sağcı, solcu emperyalizme karşı, vatansever, milletini seven insanlardır. Geçmişte sağcılarla solcular bir araya gelerek konuşabilmiş olsalardı zaten bu ayırım olmazdı. Ancak bazı tahrikler bizim gençliğimizi, insanımızın büyük çoğunluğunu karşı karşıya getirmek suretiyle, Türkiye’nin bir seviyeye gelmesine mani olmuşlardır. O dönemin gençliğinin heder olmasını, yok olmasını sağlamışlardır. Bunları da göz önüne alarak Türk gençliği bir kez daha oyuna gelmemelidir. Bu nedenle milli menfaatler etrafında daha sıkı bir şekilde birleşmeli ve bütünleşmeliyiz.”

    “Çayan’dan Öcalan’a uzanan karanlık çizgi”

    Havacı Yüzbaşı İlyas Aydın, Mahir Çayan’ın örgütlenmesinin baş mimarı. Çayan ve arkadaşlarına kalacakları yerleri tuttu, para verdi, silahlı mücadeleye geçmesi için kışkırttı. İsrail’in İstanbul Başkonsolosu Elrom’un kaçırılması olayının baş aktörü ve tetikçisi olduğu biliniyor. Aydın’ın en önemli görevlerinden biriside cunta liderlerinden Muhsin Batur ile Mahir Çayan arasındaki istihbaratı yürütmesiydi. Daha sonra Mahir Çayan ve arkadaşlarının Kızıldere’de yakalanıp öldürülmelerinde gündeme geldi İlyas Aydın. Emniyet güçleri bölgeyi kuşatmadan on dakika önce buradan ayrılmıştı.

    Yıllar sonra kanlı 1 Mayıs 1977 olaylarında İlyas Aydın ismi bambaşka bir şekilde gündeme geldi. Sular İdaresi’nin çatısından ateş edenlerden birisinin İlyas Aydın olduğunu söyleyen çok sayıda tanık vardı.

    —————————————————————————-

    Bu Röportaj İlhamı Yangın ‘ dan bizzat benim tarafımdan izin alınarak yayımlanmıştır.

    İşte bu karanlık ilişkilerin odağında görülen isim, yani ‘Pilot Necati’nin karanlığının, Uğur MUMCU süikastine de eriştiğini görüyoruz. Uğur MUMCU, o hain saldırıya uğramadan önce ‘apo’ ve ‘pkk’ meselesinin üstüne gidiyordu..

    Sevgili Uğur MUMCU, Pilot Necati-apo-Cia-Mossad ve bu eli kanlı örgütlerin illegal bağlantısı, eli ayağı olan ‘Gladyo’ örgütüyle bağlantısını çözmüştü ve istihbarat tekniklerinde çok net olarak ‘Mossad’a ait olan arabasına bomba koyarak öldürüldü.

    Bebek katiline, İmralı’ya getirildikten sonra çıkartıldığı mahkemede de soruldu ‘Necati kaya ‘ ismi ve verdiği yanıt çok ilginçti… Öcalan : “Sanıyorum 1982 yılında kullandığı zirai ilaçlama uçağı düşmüş ve ölmüş” diyordu ve gariplik bununla da son bulmuyor ve mahkeme bu sığ tek cümleyi yeterli görüyor ve konunun üzerine gitmiyordu.

    Sonuç olarak, ‘Çayan’ların eline silahı veren apoyu terör örgütü lideri yapan ve bunlara siyasi / ekonomik / lojistik /

    destek sağlayan ya da desteğe aracılık eden Necati Kaya’nın mezarı bulunmuştu.Araştırmaları sonucunda mezarı bulan gazeteci büyüğümüz ‘N.Pekmezci’ ve onun ulaştığı bilgiyi aynen aktarıyorum.

    Şu anda Ankara’da Karşıya Mezarlığındaki Ada: M/7, Parsel 291 nolu kabrinde yatıyor.

    Defin işlemleri sırasında Necati Kaya’ya ait bilgiler şöyle:

    Beyan no: 7888

    Adı: Necati

    Soyadı:Kaya

    Baba adı: Farzanda

    Ana adı: Rafida

    Doğum tarihi:1956

    Ölüm tarihi: 09/09/1982

    Defin Tarihi: 11/09/1982

    Ölüm nedeni: Genel vücut travması

    Nüfusa kayıtlı olduğu yer

    İl: Ağrı

    ——————————-

    Ülkemizin son 40 senesinin karanlığının en büyük nedenlerinden birinin mezarı , mezarına ait bilgileri, mezarının fotoğraflarını bir kaç gün içinde gazetelere yansıdıktan sonra ortaya atılacak iddia ve açıklamaları bu bilgiler dahilinde değerlendiriniz lütfen…

    20 Aralık 2006 03:00

    Saygılarımla

    Can TATAR

  • Pazartesi, Aralık 29th, 2008 at 22:50 | #1

    Can kardesimi uzun yillardir tanirim, bu konularda bilgi sahibi oldugunu ve bu ulkeyi gercekten cikarsiz seven insanlardan oldugunuda biliyorum. Kendisine yayin hayatinda basarilar dilerim. (Makalelerinle bizi aydinlattigin icin binlerce kez tesekkurler..)

  • Pazartesi, Aralık 29th, 2008 at 22:54 | #2

    Utandırıyorsun beni. Alakan ve ilgin için ben Teşekkür ederim. En kısa zaman Musul – Kerkük ve Gözyaşı isimli makaleyide yayınlayacağım.

    Saygı ve Sevgilerimle

You must be logged in to post a comment.
TOP
| Web Stats | can | tatar | | cantatar |